Abone Ol

Siyasetin Ahlakiliği Sorunu

Siyasetin Ahlakiliği Sorunu
                                                                                                                                                        Muhammet Esiroğlu

  

Ahlak kavramsal olarak başlı başına bir anlam ifade etse de hayattaki asıl karşılığını diğer kavram ve eylemlerin içerisinde bulur. O yüzden hangi kavram veya eylem üzerinde düşünüyorsak ahlakla münasebetini de mutlaka gündeme almamız gerekiyor. İktisat ve ahlak, eğitim ve ahlak, çalışma hayatı ve ahlak gibi siyasetinde ahlakla vazgeçilmez bir münasebeti vardır. Bu münasebet güzel ahlakın temelleri üzerinde kurulduğu sürece siyaset meşru bir zeminde kendine yer bulmuş olur. Eğer kötü ahlakın siyasete egemen olduğuna şahitlik ediyorsak; siyaset bizi zorla kuşatan hegemonik bir kavram olarak hayatımızda yer edinir.

Siyaset toplumsal hayatın ahengini sağlamak için vardır. Bu ahengin sağlanması için gerekli olan en önemli özellik siyasetin ahlaki bir zeminde yer bulmasıdır. Siyasetin temel unsurlarının başında yöneten ve yönetilenler gelir. Bir de siyasetin kavramsal içeriği yani sistemsel karşılığının da siyasetin ahlakiliği üzerinde önemli bir yeri vardır. Siyasetin bir türlü toplumsal ahengi sağlayabilecek bir kıvama gelememesi siyasetin ahlakiliği sorununu da ortaya çıkarmıştır.

Ahlak teorinin pratiğe döküldü zamanda aslını bulur. Aslında ahlak bir hal ilmidir, iyiliğe ve güzelliğe dair amacın amellerle hayat bulmasıdır. İnsan iradi bir varlıktır. İradi amellerinin bütününden sorumludur. Ahlak bu amellerin gaye ve neticesinde ortaya çıkar. İnsanın eylemleri gibi akli olarak ortaya koyduğu izahat ve tasavvurları da ahlaki olarak açıklamak zorundayız. Bu açıdan baktığımız zaman ahlakın siyasetle olan ilişkisinde iki farklı boyut göze çarpmaktadır. Birincisi özne olarak insanın amellerinde ortaya çıkan ahlakilik sorunu. İkincisi ise siyasetin anlamlandırılmasından kaynaklı ortaya çıkan ahlakilik sorunu.

İnsanın Ahlakiliği ve Siyaset

Siyasetin de ahlakın da öznesi insandır. İnsanın kendi iradesinden doğan amellerinin varoluşsal amacına dönük olması ya da nefsini merkeze alması genel ahlaki duruşunu gösterir. Siyaset için de aynı durum geçerlidir. Siyaseten yapılan amellerin varoluşsal amaca ya da nefsine dönük olması siyasetin ahlakiliğini belirleyen ölçüttür. Burada merkeze insanı aldığımız için, siyasetin muhatabı olan insanın ahlaki duruşuyla siyasetin ahlakiliği arasında önemli bir bağ vardır. Temel belirleyici insanın amelleri olduğundan siyasete ahlaki bir tavır yükleyebilmek için siyasetle muhatap olan insanın üzerinde ahlaki bir baskının olması gerekir.

Siyasete muhatap insan olarak ifade etmeye çalıştığımız şey aslında siyasetle insanın ilişkisindeki farklılıktır. Bu farklılık siyasette yöneten ve yönetilen olacak şekilde ortaya çıkmaktadır. Bu durumda insan unsurundan kaynaklı ahlakilik sorununu, yöneten ve yönetilenin ahlakıyla doğrudan ilişkilendirmek gerekir.

Yönetmeye talip olanlar için siyasetteki duruş önemlidir. Bu sorumluluğu üzerinde taşımak isteyenler, sorumluluğun ağırlığını kaldırabilmek için ahlaki bir zemine ihtiyaç duyacaktır. Yönetime talip olanların söylediklerinden yaptıklarına kadar her söylem ve eylemleri iyiliğe dönük olmalıdır. Kişisel menfaat, hırs ve haset gibi kötülüğe dair ne varsa siyasetin içerisinde yer bulmaması gerekir. Yalan ve iftiraya dayalı ikna süreçleri “dün dündür, bugün bugündür” gibi ilkesizlikler yöneticinin ahlakla olan mesafesini gösterir. Yöneticilerin bu tür nefsi yönlendirmelerden etkilenmesi siyasetin ahlakiliği sorununu da ortaya çıkarır. Bu yüzden yöneticiler için nefis terbiyesi ve ruhi arınmanın önemi büyüktür.  

Yönetilenleri birebir siyasetle ilişkilendirmek çok isabetli olmayabilir. Ama günümüz siyasetinde yönetilenlerin yönetime etkisini düşünürsek siyaset içerisinde yönetilenlerin duruşunun da ne kadar önemli olduğu ortaya çıkmaktadır. Yöneticilerin seçilebilmesi yönetilenlerin tercihine bağlıdır. Burada yönetilen kişiler iradelerini ortaya koyarken de, iradelerinin neticesinde ortaya çıkan yönetimin eylemlerini değerlendirirken de ahlaki bir tavra ihtiyaç vardır. İradesini ortaya koyarken güce meylediyor ve şahsi menfaatini önceliyorsa, seçtiği yöneticilerin eylemlerinde “bizden” kaygısı asli değerlerin önünde ise büyük bir ahlakilik sorunu vardır demektir.

Siyasetin de Ahlakı Olur

Siyasetin yüklendiği anlam, ortaya koydu ilkeler ve sistemsel çerçevesi, insanın siyasetle olan ilişkisinde olduğu gibi ahlaki açıdan değerlendirilmesi gerekir. Sadece yöneten yönetilen penceresinden eylemsel bir ahlaki bakış değil, siyasetin bizzat kendisinin de ahlakla irtibatını anlamamız bu konuyu açıklayacaktır. Niçin ve nasıl soruları siyaset kavramını anlamlandırmamızı sağlar. Siyasetin ahlakiliği sorunu yüklenen bu anlamla ortaya çıkar.

Niçin siyaset yapılıyor sorusu amacı, nasıl siyaset yapılıyor sorusu bu amacın tatbikini ortaya koyuyor. Siyasi paradigmanın kendisi asli amaca ve asli tatbik metoduna ne kadar uygun olduğu önemlidir. Siyaseti ahlaki kılan bu amaç ve tatbikteki isabettir.

Siyasete anlam yükleyen insanın varoluşsal gayesinden uzaklaşması siyasetin ahlakiliği sorununun temel sebebidir. Çünkü insanın bu gayeyle siyasete anlam yüklemesi siyaseti de asıl amacından uzaklaştıracağı için iyi olanı ikame etme iradesi kaybolmuş olacaktır.

Siyasetin ahlakiliği sorununun temelinde kimlik siyaseti, çıkar siyaseti ve sınıf siyasetinin amaç edinilmesi yatmaktadır. Bu ahlakilik sorununu aşmanın tek yolu değerler siyasetini merkeze almaktan geçer. Çünkü değerler siyaseti varoluşsal amacın siyasete egemen olmasını arzular. Bunun dışında bir kimliğin ayrımcılığına, çıkarların esas kabul edilmesine ya da toplumdaki sınıfların korunmasına dönük siyasi amaç haksızlığı ve zulmü doğurur.  

Hayatı yaşanabilir kılmak için, âlimlerin ve filozofların ifadesi ile insanın mutluluğu için toplumsal ahengin mutlaka yakalanması gerekir. Çünkü insan ünsiyet sahibi bir varlıktır. Onun için topluluk halinde yaşaması fıtri bir ihtiyaçtır. Bu ihtiyacın doğru bir şekilde giderilmesi için insanların birbirleriyle, toplumla ve devletle olan münasebetlerinde karşılıklı iyiliğin hâkim olması gerekir. Siyaseti toplu yaşamanın ritmik serüveni olarak kabul edersek; siyasetin ahlakiliğini de bu iyiliğe ulaşmak için gündeme almak gerekecektir

YAZAR HAKKINDA
Muhammet Esiroğlu
Muhammet Esiroğlu
YORUMLAR
İçeriğe ait yorum bulunmamaktadır.
YORUM YAPIN