Abone Ol

İlim Öğrenilen Değil, Yaşanandır!

İlim Öğrenilen Değil, Yaşanandır!

Ölçü, her zaman hayat kurtarır! İlmihal, bu açıdan lehimize ve aleyhimize olanları belirleyen ölçüdür. Ölçüsüzlük bu ülkede önce siyaseti tasfiye etti, sonrasında bürokrasi, emniyet ve nihayet sıra orduya geldi. Bu kurumları liyakat esasıyla kardeşâne yönetmek mümkün iken, hamasetle kardeşkanı dökmenin zemini hazırlandı. Bu süreçte özellikle gençlerimizin yaşadığı travmatik gelişmeler sonunda içine sürüklenebilecekleri nihilizmin büyüklüğünü görmek ve anlamak gerekmektedir.  Gençler, kendilerine dini nasihatlerde bulunan insanlara bundan sonra nasıl güvenebileceklerdir? Bu gençlerimizi bunalımdan, buhrandan nihilizmin girdabından kurtararak İslam’ın yüce hakikatlerine ulaştırma yolunda gerçekleştireceğimiz olağanüstü çabalar neler olacaktır? 

Mümin, başkasının kendisinden emin olduğu kimsedir! Bu “emin”liği tesis edecek talim ve terbiye, öncelikle din adına çıkar elde etmenin ve nüfuz oluşturmanın amelleri boşa çıkaracağını öğretmelidir. Çünkü bir insanı ahlaken eğitmeden sadece zihnen eğitmek, topluma bir bela kazandırmak demektir. Bu noktada, insan yetiştirme mekanizmalarımızı yeni baştan gözden geçirmek, topluma sağlıklı din eğitimi sunulmasını sağlamak, dini ve sosyal hizmetlerin sunulmasında İslâm’ın evrensel ilkelerine göre hareket edilmesi için gerekli çalışmaları başlatmak büyük önem arz etmektedir.

Bir kez daha görülmüştür ki; akletmeyenlerin, aklını başkasına kiralayanların dindarlığı sadece kendilerini değil koca bir milleti felakete sürükleyebilir. Bu noktada yüce kitabımızda Allah bizi: “Dikkat edin! O aldatanlar sizi Allah ile aldatmasın!” diye ikaz etmektedir. Bunun hikmetini ağır bir imtihanla hem ülke ve millet olarak 15 Temmuz’da idrak ettik. Yeniden anladık ki; dini yalnız Allah’a has kılarak ibadet etmek ve onun rızasına uygun olarak insanlığa hizmet etmek esastır. Çünkü dinimiz Hz. Peygamber’den başka masum ve tartışılmaz bir otorite, yapı ve rehber kabul etmez!

Kötülüğü iyilikle savmanın, hiçbir kimsenin burnu kanamasın diye çileyi üstlenmenin tadı başkadır. Bu tadı bilmeyenler, ihtiraslarının, ölçüsüzlüklerinin bedelini başkalarına ödetmeye kalkışmak istese de başarılı olamazlar. Çünkü itidalin, sukünetin, akl-ı selimin önü hep açıktır. Şimdi geçmişi tenkit etmek yerine, bundan sonra ne yapılması lazımsa bunlar konuşulmalıdır. Madde madde meselelerin ortaya konması, çözümlerin aranması lazımdır. Çünkü, son iki asırdır bu millete giydirilmek istenen elbise bu millete dar(be)dır!

Yapılacakların, millete kazandırılacakların konuşulacağı yeni bir dönem başlamıştır. İçi boşaltılmış süslü kelimelerle değil, içeriği zenginleştirilmiş politikalarla bu milletin huzuruna vesile olma zamanıdır. Yapılacak hukuki, siyasi ve kurumsal düzenlemelerde, siyasi kaygısıyla değil, ülke kaygısıyla hareket edilerek, bütün yasal düzenlemelerde tek ölçüt; hakkın üstün tutulması olmalıdır. 15 Temmuz Türkiye için hayırlı başlangıçların fırsatı olarak görülerek, atılacak her adım; eğitimi “milli”, ekonomisi “yerli”, ülkesi “güvenli”, hukuku “adil”, milleti huzurlu olacak “Yeniden Büyük Türkiye”nin kuruluşuna vesile kılınmalıdır. Bu yolda bilinmesi gerek: “ilim, öğrenilen değil yaşanandır. Yaşanmayan ilim, geçmeyen para gibidir”!

YAZAR HAKKINDA
İbrahim Veli
İbrahim Veli
YORUMLAR
İçeriğe ait yorum bulunmamaktadır.
YORUM YAPIN