Abone Ol

DAHA ÇOK KARDEŞLİK İÇİN GENÇLİK BULUŞMASI

DAHA ÇOK KARDEŞLİK İÇİN GENÇLİK BULUŞMASI
“Kardeşlik; samimiyet ve ihlasla olursa, kısa zamanda gönülleri fetheder, iz bırakır, etkiler. Önemli olan Allah için sevebilmek ve kardeş olabilmektir.” 22-27 Mart tarihlerinde önemli bir çalışma gerçekleşti, ülkemizde.  Hem de ana haber bültenlerine, birinci sıradan konu olması gereken bir çalışma; “Karadeniz’den Güneydoğu Anadolu’ya Kardeşlik Köprüsü, Gençlik Buluşması”.

Din Görevlileri Birliği Derneği (DİNBİR DER) Genel Başkanı Muhittin Yıldırım Hocamızın öncülüğünde, Medrese Âlimleri Vakfı (MEDAV), Suffa Medreseleri Yönetim Kurulu Başkanı Tayyip Elçi Hocamızın ve Anadolu Gençlik Derneği (AGD) Diyarbakır Şube Başkanımız Abdurrahman Ergin ve yönetiminin ev sahipliğinde ve yine AGD Üniversite Teşkilatı’ndan gençlerimizin katılımıyla 5 gün süren, tarihi bir ziyaret ve gezi programı tertip edildi. Trabzon, Samsun, Ordu, Giresun ve Erzincan’dan gelen heyet, Diyarbakır başta olmak üzere Mardin, Batman, Siirt ve Bitlis illerimiz ziyaret edildi.

 

Püf Noktası, Ümmet Olmak

Geçtiğimiz yaz ayında, yine DİNBİR DER ve MEDAV öncülüğünde, Güneydoğu Anadolulu ve Karadenizli âlimlerin ve hocaların karşılıklı olarak çok faydalı ve ümmet bilincimizi pekiştiren benzeri bir çalışmayı yaptığını hatırlıyor ve biliyoruz. Aynı çalışma bu defa genç kardeşlerimizle yapılmış oldu. Ümmet bilincini pekiştirmek, işin püf noktası burası olduğu kanaatindeyiz. Çünkü bütün peygamberlerin görevi, insanları tevhide davet etmek, tevhid inancını bütünüyle hâkim kılmaktır. İslam akaidinde tevhid ne kadar önemli ve işin başıysa, İslam toplumunda da ümmet olmak, bir ve beraber olmak o kadar hayati ve önemlidir…

Bendeniz gezinin birinci günü olan, 23 Mart’ta gerçekleşen Diyarbakır ziyaretine katılabildim. Daha önce gittiğimizde de çok etkilenmiştim, Diyarbakır’ımızdan. Şunu ifade edeyim ki bu sefer bir başkaydı, gençlerimizin bereketinden olsa gerek. İmanım, aşk ve heyecanım ve şuur açısından hayatımda yaşadığım en güzel günlerden biriydi, vesile olanlardan Allah razı olsun. Misafir ve ev sahibi gençlerimizin uzun yıllar aynı yerde yaşıyormuş gibi olan kardeşlikleri, çok genç yaşlarda olmalarına rağmen olgun ve vakur tavırları, nezaket ve muhabbetleri, tebessüm ve gözyaşlarına gıpta ettim.



Diyarbakır 639 yılında Fethedilmiştir

Hatırlatmakta fayda var. Diyarbakır, Mekke ve Medine’den sonra en çok sahabe kabrinin bulunduğu yer özelliği taşır. Mevlana Halid-i Bağdadi Hazretleri eserinde “şühedadan ayak basacak yer bulamadım” demektedir. Ne yazık ki, Siyonizm tarafından karpuzu ve terör olaylarıyla tanıtılmak istenen Diyarbakır’ımızda 7 peygamber mezarı, 541 sahabe, 2 peygamber makamı (Hz. Yunus ve Hz. Zülkifl) bulunmaktadır. Hazreti Ömer (ra) döneminde, Kudüs’ün fethinden sonra, sahabeden İyaz bin Ganem (ra) komutasındaki ordu,  Mekke’nin Fethi’nden kısa bir süre sonra, 639'de Diyarbakır’ı fethetmiştir. İşte o günden beri Diyarbakır’da beşinci Harem-i Şerif, Anadolu’nun ilk camisi olan Ulu Camii’nin minarelerinden okunan ezanlar hiç susmamıştır. (İlk etapta 40 şehit verilmiştir. 27'si Hz. Süleyman Camii civarındadır.) Böylece Anadolu’ya ta o zaman İslam, Diyarbakır üzerinden gelmiştir.  Mekke, Medine, Kudüs ve Şam’dan sonra beşinci İslam yurdudur.

Diyarbakır, İyaz bin Ganem (ra) komutasındaki İslam Ordusu tarafından fethedilmiştir. Ve Diyarbakır günden bu güne kadar hep İslam yurdu olmuştur, küffarın eline hiç geçmemiştir. Hz. Elyesa, Hz. Zülkifil ve Hz. Harun-u asefi (as) mezarları, Eğil’de bulunmaktadır. Yunus Peygamber (as), Diyarbakır kalesinde yedi yıl oturmuştur. Ve yine Selçuklu Ordusu 1071’de Bizans’la karşı karşıya geldiğinde Müslüman Kürtlerin lideri Molla Yahya Muzuri,  Selçuklulara on bin kadar asker vermiştir, cihada koşmuştur.  Osmanlı’ya zorla imzalatılan Sevr Antlaşması bu topraklardaki Müslüman Kürt halkının liderlerinden, Şeyh Mahmut Berzenci tarafından yırtılıp atılmıştır. Bu ruhu, bu özellikleri ve güzellikleri, Diyarbakır sokaklarında adımlarken, tarihi eserlere baktığınızda ve yediden yetmişine, her kesimden biriyle sohbet ederken hemen hissediyor ve yaşıyorsunuz. Ve biz kardeşiz, diyorsunuz.

 

​“Biz İbrahim aleyhisselamın milletindeniz”

Malumunuz AGD olarak, işte bu ruhu ve manayı anlamak ve anlatmak için 2013 yılından beri Diyarbakır’ın Fethi’ni kutluyoruz ve orada özetle şunu haykırıyoruz; Saraybosna İstanbul’dan, İstanbul Diyarbakır’dan, Diyarbakır Bağdat’tan, Bağdat Şam’dan, Şam Kudüs’ten ve Kudüs Mekke’den kopartılamaz. Endonezya’dan Fas’a İslam Birliği çok yakın bir zamanda gerçekleşecektir. Gözü olana gün ışımıştır. Müslümanca düşünmek ve Müslümanca yaşamak, her türlü ırkçı, bölgeci ve mezhepçi yaklaşımların uzağında olmayı gerektirir. Efendimiz (sas) 1440 yıl önce bu hastalıkları, ayağının altına almış ve ezmiştir. Tüm gayretimiz, her ırkın, her rengin ve her dilin peygamberi Hazreti Muhammed (sas)’in ahlakını kuşanan bir gençlik ve bir toplum yetiştirmeye dair olmalıdır. Tüm yeryüzünde akan kanın durması, dökülen gözyaşlarının silinmesi ve yitirilen umutların yeniden yeşermesi adına atılan tüm adımları atmak, inancımız gereğidir. Gerçek anlamda barış, bölgenin tüm ülkelerini ve tüm insanlarını ayırmadan, hepsini kapsayan bir kucaklaşma ile mümkündür. Bunun da tek yolu İslam Birliği’dir. İslam Kardeşliğidir. İslam adaletidir. “Biz İbrahim aleyhisselamın milletindeniz” diyebilmek, şiarımız olmalıdır. Diyarbakır’ın Fethi’ndeki ruh, bu ruhtur. Hep beraber bu ruha sımsıkı sarılmalı ve İslam’ın tümüyle hâkimiyeti için seferber olmalıyız.” Sözümüzde durduk ve seferber olduk Millî Görüşçüler olarak, başta rahmetli Erbakan Hocamız ve büyüklerimizle birlikte, yarım asırdır… Kelebeklerin kanat çırpışı felaketleri önler, misali böylesine hayırlı çalışmaların ne mana ifade ettiğini, ne güzelliklere vesile olduğunu Diyarbakır sokaklarında, kardeşlerimizle kucaklaşırken gördük.

 

Regaib Gecesi Kavuşuldu Diyarbakır’a

Kardeşlerimiz bir gün önce,  sabah namazını Trabzon Söğütlü Ulu Camii'nde kılarak, sabahın ilk ışıklarında Trabzon’dan Diyarbakır’a daha çok sevgi ve kardeşlik, daha çok birlik ve beraberlik ve daha çok İslam ve ümmet bilincinin oluşmasına vesile olmak için, dualarla yola çıktılar. Büyük bir heyecan ve aşkla yola çıkan gençlerimizi, Diyarbakırlı ev sahibi kardeşlerimiz bekleyişe geçtiler, yarım saate bir “Neredesiniz, nereye kadar geldiniz?” diye soruyorlardı.

Akşamüzeri, Regaib Gecesi’nin idrak edileceği saatlerde kafile Diyarbakır’a ulaşmıştı. Ve gerçekten Diyarbakır, Diyarbakır’lı gençlerimiz,  Karadeniz’den misafir olarak gelen gençlerimizi bağrına basmıştı. Ensar’la Muhacir kavuşmuştu, adeta. Nasıl bir karşılama, nasıl bir kucaklaşma, aman Allah’ım. Yaşanan duygusal anlar görülmeye değerdi. Tanışma, yemek ikramı, kardeşlik ve ümmet temalı selamlama konuşmaları derken, Regaip Gecesi ihya ediliyor, hep birden “ümmet olarak, rağbetimiz ve yönelişimiz Allah’ımızadır, ancak sana sığınır, ancak sana dayanırız; ya rabbi, hüküm senindir” deniyordu…

Sabah Diyarbakır Eğil’deki ve Sur’da Hz. Süleyman (ra) civarındaki Peygamber ve Sahabe kabirleri ziyaretiyle başladı, ziyaret ve gezilerimiz rehber eşliğinde. Artuklu Beyliği’nin idari binalarının olduğu müzeyi gezerken rehberimiz, Sibernetiğin ilk adımlarını atan ve ilk robotu yapıp çalıştıran, büyük İslam âlimlerinden Ebû’l İz El Cezeri'den ve eserlerinden bahsetti. Muhittin Hocamız da şöyle tamamlayıcı bir bilgi verdi: “Cezeri’nin Topkapı Sarayı’nda bulunan eserinin bazı sayfalarını alıp, Fransa’ya götürürler zamanında. Bu çalınan sayfaların iadesiyle ilgili uzun uğraşlar veren, Topkapı Sarayı Müze Müdürü İsmail Hakkı Danişmend’in (merhum), 1974 yılında Başbakan Yardımcısı olan Erbakan Hocamız’a olan müracaatı netice verir ve sahifeler oradan getirilerek, esere tekrar eklenir. Bu bilginin detayı o yıllarda yayımlanan Bilim ve Teknik Dergisi’nde yer almaktadır.”    

 

Ulu Cami’deki Kucaklaşma

Diyarbakır halkını ve esnafını selamlayarak şehir merkezinde dolaşıldı. Cuma namazını Ulu Cami’de kıldık, bambaşka bir hava vardı. Cuma namazı öncesi Suffe Medreseleri Baş Müderrisi Tayyip Elçi Hocamız vaaz verdi, İslam kardeşliğinden bahsetti ve “hoşgeldiniz ey gençler topluluğu, şehrimize”, dedi. Hutbe öncesi iç ezan sesi yükselince Ulu Caminin kubbesinden, manevi hava daha da arttı, cemaat çok etkilenmişti, ağlayanlar, cuşa gelen kardeşlerimiz vardı. Sonra öğrendik ki, ezanı misafir öğrencilerden Muhammed kardeşimiz okumuş…

Namaz çıkışı Ulu Camii avlusunda cemaatle musafahalaşırken, cemaat memnuniyetlerini gözyaşlarıyla ifade ediyorlardı. Nerdeyse bütün cemaatle kucaklaşıldı. “Allah sizi muhafaza etsin, baş tacısınız, siz ülkemizin çimentosusunuz, evinize hoş geldiniz, Allah sizden razı olsun, daha çok çalışın ki İslam hâkim olsun” gibi büyük bir şuur ve iman dolu sözler Diyarbakır semalarında yankılandı. Gençlerimizin, Diyarbakır halkının kendilerine gösterdikleri ilgi ve alakadan dolayı oldukça mutlu oldukları gözlerinden okunuyordu. Ulu Camii avlusunda hep birlikte çekilen hatıra fotoğrafından sonra Dört Ayaklı Minare, kervansaray, Sur içi gezildi. Öğle yemeği Gazi Köşkü’nde ikram edildi. İkram edilen bütün yemekler harikaydı. Büyük manevi lezzetlerin yanında unutulamayacak damak tatlarıydı. Tabi bu güzellik, ikram edenlerin niyetinden ve cömertliğinden kaynaklanıyordu.

 

Yaşasın Herkes için Hak ve Adalet…    

İkindi namazı bir Mimar Sinan eseri olan Behram Paşa Camii’nde kılındı, cemaatle tanışıldı. Cemaat, yemek ve çay ikram etmek için ısrar etti. UNESCO’nun Dünya Kültür Mirası listesine giren Diyarbakır Surları ve Dicle Nehri kenarında olan Hevsel (Esfel) Bahçeleri seyredildi. Gerçekten muhteşem bir tabiat ve tarihi dokusu var, Diyarbakır’ın. Bir türküyede konu olan Kırklar Dağı'nın eteğinde gençlerimiz davul zurna eşliğinde halay çekti. Diyarbakır’ın tarihini, acı ve hüznünü dile getiren halk ozanları dinlenildi, beraber Türkçe, Kürtçe ve Arapça ilahi, ezgi ve marşlar söylendi. Tekbirler getirildi hep bir ağızdan. Bol bol Kur’anlar ve Fatiha’lar okundu, şehitlere ve geçmişlere ithaf edildi. Diyarbakırlı esnaf ve çocuklarla hatıra fotoğrafları çekildi. Akşam yemeği ve görüşme ve muhabbetinden sonra, yatsı namazı ve istirahat için ev sahibimiz Suffa Medreselerine geçildi. Mülki erkânın, STK’ların, hoca ve âlimlerimizin ilgi ve alakası da üst düzeydeydi. Vesile olan ve emeği geçen herkese teşekkür ediyoruz. Biz gece kardeşlerimizden ayrılmanın hüznüyle Ankara’ya dönmek için havalanına geçerken, gençlik heyetimizde sabah namazıyla birlikte, Güneydoğumuz’un diğer bir incisi, İslam Medeniyeti’nin önemli merkezlerinden Mardin’le kucaklaşmak için harekete geçmenin heyecanını yaşıyordu… Sonra da her biri ayrı bir güzel olan Batman, Siirt ve Bitlis illerimize ziyaretler… Allah kabul etsin, nazardan korusun. İslam Birliği’ne vesile olsun. Yaşasın İslam Kardeşliği… Yaşasın herkes için Hak ve Adalet… Vesselam.

YAZAR HAKKINDA
Ersan Bilgin
Ersan Bilgin
YORUMLAR
İçeriğe ait yorum bulunmamaktadır.
YORUM YAPIN