Abone Ol

Chudinova’nın Gözlüğü, Paroubek’in Sözlüğü

Chudinova’nın Gözlüğü, Paroubek’in Sözlüğü
Bizde pek kimsenin dikkatini çekmemiş, Rus yazar Elena Chudinova, on yıl önce yazdığı “Notre Dame de Paris Camisi” adlı romanında 2048’de Fransa’nın Müslümanlar tarafından idare edilmesini anlatıyordu. Romanda Notre Dame Katedrali’nin Al Frankoni camisine dönüştürüldüğü, birçok kilisenin tahrip edildiği, Müslümanlığa dönmeyen Fransızların gettolarda yaşadığı ve öldürülme tehlikesiyle karşı karşıya olduklarını yazmıştı.

Böyle bir şey olmayacağı ortada…  Chudinova’nın İslâm hukukunda Müslümanlığı zorla kabul ettirme diye bir şey olmadığından, kabul etmeyenlerin öldürülmesinin söz konusu olmadığından haberi yok. Veya misyonu gereği bilmezlikten geliyor.

Kendini Hristiyanlığa adadığından bahseden Chudinova bu konuda yazmasını bir görev olarak tanımlamış. Yani romanıyla bir uyarı yapıyordu. Avrupa’da Müslümanlar için tedbir alınması gerektiğini bildiriyordu.

Bu tür bir bilgisizliğin veya kastın bizi nerelere sürüklediğini her gün görüyoruz. Şiddetin terki, bilginin el üstünde tutulduğu bir dünyada mümkün olabilir. Yazarlar, kanaat önderleri konuşurken, itham ederken bunu bilgisizce yapmayacak. Bu muhatapları için de geçerli, devletler ve dış politika açısından da geçerli…

İspanya dünyanın bir numaralı turizm ülkesi ama başka bir alanda da dünyaya öncülük ediyor. Yalnızca turizmin değil ülke markasının yönetilmesi için 2012 yılında Marca Espana adlı bir kurum oluşturdular. Marca Espana, ülke hakkındaki “algı” ve “gerçekleri” karşılaştırıyor, örneğin güvenlik alanındaki istatistiklere göre Avrupa’nın en güvenli ülkelerinden biri olan İspanya’yla ilgili güvenlik algısının olumsuz olduğunu tespit ettikten sonra kamuoyuna bilgi aktarıyorlar. “Biliyor musunuz, biz Avrupa’nın en güvenli ülkelerinden biriyiz” diyorlar. Önce gözlem raporları hazırlanıp İspanya markasıyla ilgili veriler takip ediliyor. Sonra ülkenin önde gelen markalarının temsilcileri toplanıp gündemi değerlendiriyor. “İspanya’nın Arkadaşları” adlı programla işadamlarını, akademisyenleri, insanları harekete geçirip ülke hakkında kamuoyu oluşturabiliyorlar.

Bizim ülke markası çalışmakta, insanları harekete geçirmekte, güçlü kamuoyu oluşturmakta önemli eksikliklerimiz var. Mesela size IEP tarafından hazırlanan Global Terörizm Endeksinde (1) Türkiye’nin Çin, Rusya, İsrail gibi ülkelerden daha iyi; İngiltere ve Yunanistan’la hemen hemen aynı puana sahip olduğunu söylesem ne dersiniz? Bu gibi bilgileri kullanmak gerekmez mi? Komşu coğrafyasındaki teröre göz yummak gelecekte Avrupa için olumsuz sonuçlar doğurmayacak mı? Bunların anlatılması gerek.

Alın size oturup konuşmamız gereken birkaç adam daha… Geçen ay  Çekya eski başbakanı Jiri Paroubek “Turecko v Trapezunte – Türkiye Trabzon’da” başlıklı bir yazı yazdı (2). Karel Polacek’in 1931 tarihli romanında bir piket oyuncusunun söylediği sözden yola çıkarak Trabzon kelimesine absürt ve dışlayıcı bir anlam yüklüyor. Bizdeki "dobrovski" veya “hanyayı, Konya’yı görürsün” gibi bir anlamla... 

Türkiye'yi Avrupa'dan dışlarken kullandığı "Trabzon" kelimesinin aslında Rum Pontus İmparatorluğu’nun başkentinin adı olduğunu, Türklerin Rum Pontus İmparatorluğu’nu ortadan kaldırdığını anlattıktan sonra bugüne dönüp darbe teşebbüsü nedeniyle binlerce memurun işten atıldığını ve suçlananların bir kısmına hapishanelerde zorbalıkla muamele edildiğini öne sürüyor.

Trabzon'u böyle bir anlamda 2013'te yazdığı başka bir yazıda zamanın başbakanı Petr Necas için de kullanmış. "Mafya liderleri, siyasi domino, Başbakan Trabzon'da" (3)... İkisinin dışında başka bir kaynakta bu kullanımı bulamadım.

Hepsi sırayla tuhaf açıklamalar yapmaya devam ediyorlar. Daha önce Avrupa Parlamentosu üyesi Pavel Svoboda'nın darbe girişiminden sonra attığı twitte "otoriter İslamcı rejimi mi istiyoruz yoksa laikliği savunan askeri rejimi mi? dediğinden bahsetmiştik. Şimdiki başbakan Bohuslav Sobotka ise Ağustos 2016'da "ülkemizde güçlü bir Müslüman azınlık istemiyoruz" şeklinde bir demeç verdi. (4)

Çoğu Avrupalı siyasetçi bizimle ilgili temel bilgilere sahip değil... Ne yazık ki Müslümanlara karşı çıktıkları kadar Ortadoğu'nun yaşadığı teröre karşı bir tutum geliştiremiyorlar, bir açıklama yapmıyorlar. Trabzon'un yeni anlamı gibi bugün Batı'da Türkiye'ye, İslâm'a, Müslümanlara yüklenilen anlamlar aynı derecede tuhaf... Aslında bilmiyor ve tanımıyorlar…

 
(1) Global Terrorism Index 2015 http://economicsandpeace.org/wp-content/uploads/2015/11/Global-Terrorism-Index-2015.pdf

(3) Jiri Paroubek: Kmotri, politicka domina, premier v Trapezunte http://vasevec.parlamentnilisty.cz/vip-blogy/jiri-paroubek-kmotri-politicka-domina-premier-v-trapezunte

YAZAR HAKKINDA
M. Kadir Atasoy
M. Kadir Atasoy
YORUMLAR
İçeriğe ait yorum bulunmamaktadır.
YORUM YAPIN