Abone Ol

Bir Ahlâk Abidesi: Enver Baytan Hoca

Bir Ahlâk Abidesi: Enver Baytan Hoca
Enver Baytan kimdir? diye sorulsa kendi verdiği örnek gelir aklıma hep! Gönenli Mehmet Efendi hakkında konuşurken; “Öyle insan vardır, bu sokaktan her gün geçer, öyle insan vardır, yüz senede bir geçer, bazıları beş yüz senede bir, bazıları ise İmam-ı Azam gibi gelmiştir, bir daha kolay kolay görülmez” derdi. Kendisi de öyleydi...  Öyle, her zaman, her yerde görebileceğiniz bir insan değildi… “Âlimler peygamberlerin varisleridir” nebevî sözünün kendisinde karşılık bulduğu mübarek, muhterem ve müstesna bir insandı Enver Baytan Hoca…

Her şey erken yaşta kaybettiği validesinin gördüğü bir rüya ile başlamıştı. Enver Hoca’yı rüyasında sarıklı, cüppeli ve vaaz kürsüsünden insanlara hitap ediyorken gören annesi, bu rüyanın da etkisiyle Enver Hoca’nın okutulmasını, hafız olmasını ve ilim tahsil etmesi için kendisine yardım edilmesini, elinden tutulmasını istemişti. Annenin bu talebi yerine gelecek, Kur’ân ve sünnete hizmete adanmış kutlu yolculuk başlayacaktır. Enver Baytan; “Hoca” olma yolunda ilerlerken hayatının çeşitli dönemlerine manevî yönü güçlü isimlere; fikir, eylem ve siyaset adamlarına dokunacak, bir yıldız gibi kısa sürede çevresini aydınlatmaya başlayacaktır.

Enver Baytan Hoca’yı anlatma çabasının, onu bir yerlere hapsetme ya da büyüklüğünü gölgeleme endişesini de beraberinde getirir diye kaygılanıyorum. Onun ilmî derinliğini ve manevî büyüklüğünü, ortaya koyduğu gayreti, imanlı ve ihlâslı bir nesil yetiştirebilmek için verdiği mücadeleyi, özellikle ifsat faaliyetlerine karşı sürdürdüğü yoğun performansı ancak ilim erbabından veya kendisiyle dirsek teması olan arkadaşlarından dinlemek gerektiğini de düşünüyorum. Ama bu hazinenin saklı kalması endişesinden hareketle, insanlığın istifadesi için bir katkı sunacağı umuduyla kendisiyle ilgili gözlemlerin paylaşılması gerektiğini, hatta bunun vecibe olduğunu da bilmiyor değilim.

Yedi yaşında hafızlık ile başlayan ve doksan yıla sığdırılmış, zühd dolu, ibadet dolu, haya ve edep dolu bir ömür… 1950 öncesi istibdat dönemini de dinî tedrisatın zorluğunu da imkânsızlığı da yoksunluğu da yaşamış, 1950 sonrasını da… Beşeri kurtarma adına çıkılan kutlu ve mübarek yolun yolcusu, ehli sünnet tasavvurunun müdafii, ilerlemiş yaşına rağmen durmak dinlenmek bilmeyen bir mücahit ve bir muvahhit insandı Enver Baytan Hoca.

Onunla aramızda hoca-talebe, öğretmen-öğrenci ilişkisi stüdyoda başladı. Canlı yayında dinledik sohbetini, vaazını, fetvalarını… Kamera karşısında sorduk sorularımızı, problemlerimizi yine kamera karşısında ve canlı yayında bizi seyreden milyonlarla beraber aldık cevaplarını, fetvalarını ve çözüm önerilerini. Tazimle mübarek ellerinden yine stüdyoda spotların altında öptük. Dua taleplerimizi yine stüdyoda kameralar karşısında ilettik kendisine.

Konuşmasını da ondan öğrendik, susmasını da…

Edebi de ondan öğrendik, Kur’ân ahlâkını da…

Peygambere sadakati de ondan öğrendik, sahabeye bağlılığı da…

Tevazuu da ondan öğrendik, celadeti de…

Sevgideki ölçüyü de ondan öğrendik, ifsat çalışmalarına karşı en sert tepkiyi de…

Gönenli Hoca’dan, Ömer Nasuhi Bilmen Hoca’dan bahsederken, -sanki yanındaymış gibi- bir ilim adamına, bir gönül adamına tazimi de ondan öğrendik, İslâm’ın amansız düşmanına karşı sergilediği onurlu ve azametli tavrı da…

Nezaketin, nezahetin, nezafetin şahsında billurlaşmış en güzel örneğidir Enver Baytan Hoca…

Gönenli Hoca gibi gönül adamlarıyla da Ahmet Davutoğlu ve Ömer Nasuhi Bilmen hocalar gibi ilim adamlarıyla da Necip Fazıl Kısakürek gibi eylem ve fikir adamlarıyla da teşrik-i mesaisi olmuş, Necmettin Erbakan gibi siyaset adamlarının da bu ülkeye yaptığı önemli ve anlamlı hizmetlere “bir ilim adamı duyarlılığıyla” işaret etmiş, toplumu ifsat eden bütün felsefî ve fikrî akımlara ve özellikle Müslüman dimağları kendi referanslarından uzaklaştıracak, kopartacak her türlü ayartıcı ve yok edici cereyanlarla da esaslı mücadele etmiş bir ilim ve eylem adamıdır Enver Baytan Hoca.

Enver Baytan Hoca gençlik çalışmalarına ayrı bir ehemmiyet verirdi. Gençlerden gelen teklifleri asla geri çevirmez, mutlaka davetlerine icabet ederdi ve bunu ibadet aşkıyla yapardı. “Gençler, bir memlekette yaşayan milletin en önde gelen servetidir. Bu servetin kıymeti bilinmezse başka servetler ve makamlar hiçbir şey ifade etmez” der ve sık sık “Türkiye’de liderler içinde en büyük vazifeyi yapan kimdir diye sorsalar; Necmeddin Erbakan derim çünkü Milli Gençlik Vakfı’nı kurarak en büyük vazifeyi yapmıştır. Hatta birçok yerde; “Erbakan Milli Gençlik Vakfı’nı kurdu ya başka hiçbir şey yapmamış olsaydı da bu ona yeterdi” dediğini biliyorum.

24 Ekim 2016 günü İstanbul Fatih Camii’nde omuzlar, çok değerli bir yükün altına girmişlerdir. Bu; Enver Baytan’a karşı son vazifenin yerine getirilmesi kadar, yaklaşık yirmi üç adet eserinin ve sohbetlerinin bütün insanlığın istifadesine sunulması sorumluluğunu da omuzlarımıza yüklemiştir. Ruhu şad, mekânı Cennet olsun. Allâh kendisinden râzı olsun…

YAZAR HAKKINDA
Arslan Ateş
Arslan Ateş
YORUMLAR
İçeriğe ait yorum bulunmamaktadır.
YORUM YAPIN